- Mindfulness
- Stres
- Kaygı
Zihnimiz Hep Bir Yerlere Koşarken: Mindfulness ile Anda Kalmak
2 dk okuma
Hiç günün sonunda “Bugün ne yaptığımı bile anlamadım” dediğiniz oldu mu?
Sabah işe yetişme telaşı, gün boyunca bitmeyen işler, telefon bildirimleri, gelecekle ilgili düşünceler… Bazen bedenimiz bulunduğumuz yerde olsa da zihnimiz çoktan başka bir zamana gitmiş oluyor. Aslında bunu çoğu zaman fark etmeden yapıyoruz. Mindfulness literatüründe bu durum “otomatik pilot” olarak ifade ediliyor. Yani hayatımızı sürdürürken ne yaşadığımızın ve nasıl tepki verdiğimizin yeterince farkında olmadan hareket etmek.
Peki bunun karşısında ne var?
Mindfulness, yani bilinçli farkındalık.
Mindfulness en basit haliyle, dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana getirmek ve o anda yaşadıklarımızı yargılamadan fark edebilmek olarak düşünülebilir. Düşüncelerimizi susturmak ya da sürekli sakin hissetmek zorunda değiliz. Önemli olan, zihnimizden geçenleri fark etmek ve onlara kapılıp gitmeden gözlemleyebilmektir.
Peki stres ve kaygıyla nasıl bir ilişkisi var?
Stres, hayatın zorlayıcı koşulları karşısında bedenimizin ve zihnimizin verdiği tepkilerden biri. Kaygı ise çoğu zaman henüz gerçekleşmemiş, hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bile bilmediğimiz durumlarla ilgili endişe ve tedirginlik şeklinde ortaya çıkabiliyor.
Özellikle kaygı söz konusu olduğunda zihnimiz sürekli “Ya şöyle olursa?” sorusunu sorabiliyor. Geçmişte yaşanan bir olay tekrar tekrar zihnimizde dönebiliyor veya henüz gerçekleşmemiş bir durum için kendimizi hazırlamaya çalışabiliyoruz.
Mindfulness burada bize farklı bir seçenek sunuyor:
“Şu anda gerçekten ne oluyor?”
Düşüncelerimizi değiştirmeye çalışmadan, onları fark etmeyi; duygularımızı bastırmadan kabul etmeyi ve dikkatimizi yeniden içinde bulunduğumuz ana getirmeyi öğreniyoruz.
Mindfulness günlük hayatta nasıl uygulanabilir?
Mindfulness için mutlaka uzun saatler meditasyon yapmanız gerekmiyor. Bazen birkaç dakikalık küçük bir mola bile farkındalık pratiğinin başlangıcı olabilir.
Nefesine dikkat et.
Bir dakikalığına dur ve nefesinin doğal akışını fark et. Nefesini değiştirmeye çalışma; sadece alışını ve verişini hisset.
Bedenini fark et.
Ayaklarından başına kadar bedeninin farklı bölgelerine sırayla dikkatini yönelt. Nerede bir gerginlik, rahatlık ya da farklı bir duyum olduğunu fark etmeye çalış. Bu, mindfulness uygulamalarında kullanılan “beden tarama” tekniklerinden biridir.
Düşüncelerine biraz mesafe koy.
“Böyle olacak” demek yerine, “Şu anda böyle olacağına dair bir düşüncem var” demeyi deneyebilirsin. Çünkü her düşünce gerçek olmak zorunda değil. Mindfulness, düşünce ve duygularımızı onlarla tamamen özdeşleşmeden gözlemlemeyi destekler.
Kendine karşı daha az yargılayıcı ol.
Zihnin dağıldığında, “Yine beceremedim” demek yerine bunu da farkındalığın bir parçası olarak görebilirsin. Çünkü mindfulness’ın önemli unsurlarından biri de yaşadığımız deneyime kabul ve yargısızlıkla yaklaşabilmek.
Belki de mesele zihnimizi susturmak değil…
Günlük hayatın yoğunluğu tamamen ortadan kalkmayacak. İşlerimiz, sorumluluklarımız, belirsizliklerimiz ve zaman zaman yaşayacağımız stres hayatımızın bir parçası olmaya devam edecek.
Mindfulness bize bütün bunlardan kaçmayı değil, onlarla kurduğumuz ilişkiye biraz daha dikkatli bakmayı öğretebilir.
Bazen geçmişi değiştiremeyiz, geleceği de kontrol edemeyiz. Ama içinde bulunduğumuz ana nasıl yaklaşacağımız konusunda küçük de olsa bir seçim hakkımız vardır.
Belki bugün bunun için sadece bir dakika ayırabiliriz.
Dur.Nefes al.Etrafına bak.Ve bulunduğun anı gerçekten fark et.
Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey hayatımızı değiştirmek değil, hayatın içinde olduğumuzu yeniden fark etmektir.